Karavan üstüne

2003 yılı sonunda emekli oluncaya kadar, ilgi duymadığım bir hobi oldu karavancılık. 2004 yılında, herkesin hayalindeki gibi Bodrum’a yerleşmeye karar verdim. Derdim bir an önce bir ev satınalmak ve orada yaşamak. Eşim, inatla ev almamamızı, hiç olmazsa 1 yıl kiralık bir evde yaşamamızı önerdi. Başlarda hiç benimsemedim.İllaki ev, ama haklıyımış, bir ev kiraladık sonunda Akyarlar Meteoroloji koyunda.

 

Baktık ki, kış şartları, yazlık evde yaşamaya müsait değil, nem ve aşırı yağış,bize, iyi ki ev satın almamışız dedirtti.
Bu arada, Akyarlar, Bodrum’a bir hayli uzak. Bir araba almalı dedik en iyisi. Aklımda o dönemde Bodrum’da dolaşan CJ5 türü jipler var. Gazete araştırması, gidip yerinde görmeler falan, ııhhh.

Bir türlü gönlüme göre bir jip bulamıyorum, ya çok eski, hurda ya da fiyatlar uçuk. Gazeteye bakarken,
bir ilan ilişti gözüme. Türkbük’ünde satılık jip. Hemen atlayıp gittik. Almanya’da Türk işçilerine danışmanlık yaptıktan sonra Türkbükü’ne yerleşmiş, hoş sohbet bir bey sahibi.

Sohbet sohbeti aştı, yemeğe kaldık, oradan buradan derken, Almanya’da çalışırken kendi karavanını da yaptığı,
10 küsür karavan eksittiği bilgileri geldi. Şu anda da bir karavan sahibi olduğundan ( 1996 Ford Transit yüksek tavan) bahsetti. Aklımın bir kenarına takıldı tabii Ha, bu arada karavanı da satmayı düşündüğünden bahsetti. Hımmm.. Bizleri çok sevdiğini, yeni bir karavan yaptırmayı planladığını, hatta istersek beraber Avrupa seyahati bile yapabileceimizden de bahsedince, aklıma iyice takıldı.

Biz bu arada, jip için pazarlık ediyoruz. Jip, güzel, temiz, bakımlı, üstü kapalı olması kafama takılmadı değil,
sıcak yaz günlerinde Bodrum’da ? ama fazla da önemsemedim. Neyse el sıkıştık, ertesi günü işlemleri yapmak üzere sözleşip çıktık.

Yolda, düşünüyorum, aklım karavanda kaldı, hayallerime yeni bir şey eklendi, “iki karavan Avrupa seyahati.”
Hoş sohbet, bilgili, yılların tecrübesine sahip bir ağabey ile bu yolculuğu yapmak cazip geldi.
Eşime ve oğluma bahsedeceğim ama konuyu nasıl açacağımı bilemiyorum. Neyse, iki lafın arasında, ya biliyor musunuz benim aklım karavanda kaldı lafları döküldü ağzımdan. Meğerse onlar da bu fikre sıcak bakarlarmış.

Telefon edip söyleyeceğim, ama konuyu nasıl karavana getireceğimi, jipten vazgeçtiğimizi belirtmeye zorlanıyorum.
Neticede el sıkışmışız, ertesi gün alım satım işlemleri var.

Bir cesaret, yolda telefona sarıldım, “ağabey ben …” diye cümleye başlarken, karşıdan bir ses “biliyorum,
jipten vazgeçtin, karavanı istiyorsun” demez mi ? Alı al, moru mor oldum. Tabii bir de rahat bir nefes aldım. Yarın geliyoruz dedim karavanı almaya.

Evet,kısaca hikaye böyle. Biz karavanı aldık, ağabeyimin yeni karavan almasını bekliyoruz. Avrupa’ya gideceğiz ya…

Ben Adapazarı’nda Avrupa yolculuğuna uygun bazı değişiklikler yaptırdım karavana, duş/wc kabini, koltuk kumaş
değişikliği vb. Haber bekliyoruz ağabeyimden, kısa bir süre sonra geldi haber. Yeni karavan bulunmuş, Ducato panelvan ve alınmış. Bende bir sevinç hali tabii …

İşlemlere başladık. Turing’e git, uluslararası ehliyet, ruhsat ve yeşil sigortayı yaptır derken,
ilk çıkış yerimiz Yunanistan olduğu için vizemizi Yunanistan elçiliğinden aldık falan … 90 gün vize aldık, havalardayız sevinçten.

Haber bekliyoruz ağabeyimden, o da karavanın içini kendi tasarlıyor ve tanıdığı bir karavan firmasında bu tasarladığı
iç planın uygulanmasını bekliyor. Ne yazık ki bu süreç çok uzadı. Vize başlangıç tarihimiz geldi çattı. Yolumuz uzun, tüm Avrupa’yı kıyıdan dolaşmayı planlıyoruz.

Velhasıl, karavanın içi bir türlü yapılamadı, aynı firma, o dönemde Arap ülkelerinden tekne siparişleri almış
onlarla uğraşıyorlar ve ağabeyime eleman ayıramıyorlar.

Eşimle bu konuyu düşündük, taşındık, tek başımıza da yola çıkmaya pek cesaret edemiyoruz. Sayısız Avrupa seyahatim var ama hep uçak ile gitmişim ve şehir merkezlerinde olmuşum. Karavan ve yol, öyle mi ?
Daha önce hiç ticari araç kulllanmamışım, konaklanacak yer, köy yolları, navigasyon yok o dönemde, beni ürkütüyor tüm bunlar …

Gene de ağabeyime telefon edip, “Biz çıkıyoruz” dedik.

Çıkış o çıkış, 72 günde 14000km yol yapmışız ve karavan hayatımızın ayrılmaz bir parçası oldu o günden sonra.

Vakti ve nakti bol olan dostlara, şiddetle taviye ediyorum karavan hobisini. Bir yere bağımlılıktan kurtarıyor.
Sıkıldığınızda, bas gaza başka bir manzaraya geç. Hele bir de benim gibi fotoğrafa meraklı iseniz, iki hobi birbiri ile o kadar uyumlu ki, vaktin nasıl geçtğini anlamıyorsunuz.

2004′ten bu yana 4 değişik karavan 5 değişik konfigurasyon tecrübem oldu.

İlk karavanamım 1996 10m3 yüksek tavan Ford Transit idi …

 laampolla3

İkinci karavanım 2001 model 12m3 Fiat Ducato oldu. İç tasarımını beğenmediğim için tamamı ile değiştirdim.

IMG_5330s

Üçüncü karavanım 12m3 Citroen Jumper oldu.

abant6

Son karavanım 2005 Semi-integrated 4*4 Mercedes Sprinter.

IMG_4390

Yeterince tecrübe sahibi olduğumu düşünüyorum ve son karavanım, hayatımın bundan sonrasını geçirebileceğim tarza sahip, değiştirmeyi düşünmüyorum.

“Düşünmüyorum” dedim ama zaman içinde fikirler, kararlar değişiklik gösterebiliyor. 2 yıl yaz/kış karavanda yaşadıktan sonra herhalde doyuma ulaştık ki, İzmir’de yerleşik düzene geçmek fikti cazip geldi şimdilik. Dolayısı ile karavanımızı İzmir’de tanışıp da sevdiğimiz bir dosta sattık.Şimdiki planımız araba ile Avrupa turu.
İşte böyle, yıllar ne getirir bilinmez 🙂

2 thoughts on “Karavan üstüne

  1. Oğuz abi daha çok yaz 🙂
    Umarım yakın bir gelecekte biz de bağlantılarımızdan kopacağız ve eğer karavan dünyasına girersek bu sana danışmadan olmayacak.. sevgiler..

Yorum yazabilirsiniz

Translate »
%d bloggers like this: