Harran

Şanlıurfa’nın 44 km . güneydoğusunda bulunan ve her yıl binlerce turist tarafından ziyaret edilen tarihi ilçe, kendi adıyla anılan ovanın merkezinde kurulmuştur.

M.Ö.II. bin başlarına ait Kültepe ve Mari tabletlerine Harran adına ilk kez rastlanmıştır. Bu tabletlerde ” Har-ra-na ” veya ” Ha-ra-na ” şeklinde geçer. Kuzey Suriye’de bulunan Ebla tabletlerinde ise, Harran’dan ” Ha-ra-an ” olarak bahsedilir. Harran adı , Sümerce ve Akadça ” Seyahat- Kervan ” anlamı na gelen ” Ha-ra-nu ” dan gelmektedir. Harran, Asur ve Keldani dillerinde ” Yol “, Arapça’da sıcaklık anlamına gelen ” harr ” kelimesinden sıcak anlamına gelir.

Harran, tarihin en eski dönemlerinden beri büyük bir ticaret şehri: Ay, Güneş ve Gezegenlerin kutsal sayıldığı eski Mezopotamya putperestliğinin, Sabiliğin en önemli merkezidir. Harran, tarih boyunca Babil, Keldani, Asur, Hitit, Med, Pers ve İ skender Krallığının yönetiminde kalmıştır. Daha sonra ise, sırayla Roma, Bizans, Emeviler, Abbâsiler, Hamdâniler, Nûmeyriler, Selçuklular, Zengiler, Eyyûbiler Memluklar ve Osmanlıların yönetimine girmiştir.

Harran, bilindiği gibi dünyanın eski üniversitelerinden birinin kurulduğu topraklardır. İslâmiyet’ten önce tıp, astronomi, fizik, matematik öğretimi; Eski Yunanca ve Süryanice eserlerin tercüme edilmesi ve pozitif bilimlerdeki çalışmalarla tanınmıştır. Harran’da yetişen dünyaca ünlü bilginler şunlardır: Sabit bin Kurra, İbn Teymiyye, Bettâni el-Harrâni.
Harran, 1260 yı lında Moğolların istilasına uğramış ve o dönemdeki harap şekliyle günümüze gelmiştir.

Kaynak : Urfa İl Kültür ve Türizm Müdürlüğü

Harran höyüğünün kuzeydoğu eteğinde yer alan Ulu Camii, çeşitli kaynaklarda ” Camii el-Firdevs ” veya ” Cuma Camii ” adları yla geçer. Caminin esasının Sabilerin taptığı Ay Tanrısı Sin Tapınağı olduğu sanılır. Müslümanlar Harran’ı alınca bu tapınağın yerine bir camii yapılır ve onlara kendi tapınaklarını yeniden yapmaları için başka bir yer verilir.
Ulu Camiye, son Emevi Halifesi II. Mervan tarafı ndan geniş bir şekilde bazı eklemeler ve tamirler yaptırılmıştır. Plan olarak VIII. yüzyıl Emevi camilerine benzer. 1174 yılında Halep hükümdarı Nureddin Mahmut Zengi tarafından büyük çapta yenilenmiş ve genişletilmiştir. Bugün görülebilen taş işçiliği ve süslemeler o döneme aittir.
104×107 metre boyutlarındaki bir planı olan Ulu Cami, 6 kapı ve revaklarla kuşatılmış, ortası Şadırvanlı geniş bir avluya sahiptir. Avlunun kuzey duvarı nın doğusunda, yakın zamanda restore edilen minare yer alır. Kare gövdeli minarenin yüksekliği 33.30 metredir.
22 metrelik kısmı kesme taş, geri kalan kısmı da tuğladandır. Tuğlalı kısmın 1114 ve 1128 yılı depremlerinden sonra inşa edildiği sanılır. Minarenin ahşap merdivenleri günümüze ulaşmamış olup, yenileme çalışmaları esnasında orijinaline uygun bir biçimde yeniden yapılmıştır.

Harran’ı n en çok ilgi çeken yanı, bindirme tekniğinde yapılmış külah biçimindeki konik kubbeli evleridir. Kubbeli evlerin tarihi, M.Ö. VI. bine kadar gitmektedir. Kubbeli ev geleneği, Mezopotamya, Transkafkasya ve Ege’de M.Ö. III. bine kadar devam ettirilmiştir.
Anadolu’da kubbeli evlerin yoğ un olarak tespit edildiği iki bölge vardır. Birinci bölge Urfa-Birecik arasındaki bölgedir. İkinci bölge ise, Urfa-Akçakale arasındaki bölgedir. Kerpiç kubbe ile örtülmüş bu evlerden farklı olarak Harran evlerinin kubbelerinde tuğla da kullanılmıştır.
Harran evlerinin tuğla kubbe ile örtülmesinin iki sebebi vardır. Biri, bölgenin çöl olmasından dolayı ağaç malzemenin bulunmayışıdır. Diğeri ise, Harran’da bol miktarda bulunan tuğla malzemedir. Evlerin yüksekliği içerden en çok 5 metreye varan kubbeler, 30-40 tuğla dizisi ile örülmüştür. Örgüleri düzensiz bir şekilde balçık sıva ile bağlanan kubbe ve duvarlar, içerden ve dışardan yine bu harçla sıvanmıştır. Harran evleri bölge iklimine uyumlu olarak yazı n serin kışın sıcaktır.
1979 yı lında arkeolojik ve kentsel sit alanı olarak ilan edilen Harran’da kubbe evler korumaya alınmıştır. Ören yerinden malzeme toplanması, inşaat yapılması ve kanal açılması yasaklanmıştır. Harran evlerinden biri, 1999 yı lında restore edilmiş ve ” Harran Kültür Evi” olarak turizmin hizmetine sunulmuştur.
Bu evlerden 5 tanesi de kültür bakanlığı tarafından satın alınarak restorasyon programına alınmıştır.

Şehrin güneydoğusunda yer alan içkale, surların o kesimdeki bölümünü oluşturur. İslami kaynaklarda kalenin yerinde bir Sabii tapınağının bulunduğundan bahsedilir. Emevi halifesi II. Mervan’ın 10 milyon dirhem altın harcayarak yaptırdığı sarayın, kalenin esası nı oluşturduğu tahmin edilmektedir.

Kale, 1192 yı lında Eyyubiler’den Melik el-Adil tarafından bazı eklemelerle birlikte restore edilmiştir.
1951 yılı kazılarında kalenin doğuya bakan cephesinin güney kesiminde bazalt taşından yapılmış at nalı kemerli bir kapı ortaya çıkartılmıştır. Kapıya ait Arapça bir kitabe parçalarında Numeyriler’in III. hükümdarı Meni b. Şebib en-Numeyri (1040-1060)’nin adı geçmektedir. Kitabeye göre, Meni B. Şebib, 1059 yılında kalenin güneydoğu kapısı üzerine bazı tamirat ve eklemeler yaptırmıştır.
90×130 metre boyutları ndaki kale üç katlıdır. Düzensiz dikdörtgen planındaki kalenin dört köşesinde onikigen birer kule bulunmaktadır. Bunlardan kuzeybatıdaki kule tamamen yıkılmıştır. Güneydoğudaki kulenin dış kısmı yıkılmış olup, iç kısmı ayaktadır. Güneybatıdaki ve kuzeydoğudaki kuleler ise kısmen ayaktadır.
1951 yı lındaki kale içi kazısında İslami döneme ait 100’e yakın havan, sini, kazan benzeri madeni kap bulunmuştur.

Yorum yazabilirsiniz

Translate »
%d bloggers like this: