Göbeklitepe Urfa

NTV-MSNBC VE AJANSLAR
Güncelleme: 10:33 TSİ 06 Haziran 2006 Salı
ŞANLIURFA – Şanlıurfa’nın 15 kilometre kuzeydoğusunda yer alan ve Neolitik döneme ait yerleşim birimi olduğu belirlenen Göbeklitepe, ilk kez 1963 yılında İstanbul Üniversitesi ve Chicago Üniversitesi’nden görevlilerin yüzey araştırmaları sırasında fark edilmişti.

Geçtiğimiz günlerde, Der Spiegel Dergisi’nde çıkan makalede, Hz. Adem ve Havva’nın burada yaşadığı iddiaları yer aldı. Yetkililer, Göbeklitepe’de sürdürülen arkeolojik kazılarda, “Tarih öncesi yaşam ve uygarlığa geçişle ilgili yerleşik bilgileri altüst edecek buluntulara” rastlanıldığını söyledi.

Şanlıurfa Valisi Yusuf Yavaşcan, Göbeklitepe’de gerçekleştirilen arkeolojik kazı çalışmalarından elde edilen bilgilerin insanlık tarihine yeni açılımlar getireceğini belirtti. Yavaşcan, bölgede yapılan kazı çalışmalarında Neolitik döneme ait 11 bin 500 yıllık kalıntılara rastlandığını anımsattı.

Dünyanın en eski tapınaklarının bölgede olduğuna dair bilgilerin bulunduğunu aktaran Yavaşcan, bölgede 10 yıldan beri kazı çalışmalarının devam ettiğini ve burada 80 bin metrekarelik alanın Kültür ve Turizm Bakanlığınca 1. derecede SİT alanı olarak ilan edildiğini kaydetti.

Yapılan kazı çalışmalarının henüz bölgede yüzde 1’lik alanı kapsadığını ifade eden Yavaşcan, şöyle devam etti:
“Hz. Adem ve Havva’nın burada yaşadığını hayalimizden geçirmek insana heyecan veriyor. 11 bin 500 yıl öncesinden bahsediyoruz. Burada ilk yerleşimin kurulduğu ifade edilmekte. Göbeklitepe adını Avrupalı bilimadamları çok iyi biliyorlar. Buranın en önemli özelliği Neolitik dönemde ilk yerleşim birimi olması. Bunun yanı sıra ilk tapınaklar da burada. Bugüne kadar bilinen en eski tapınak Malta Adası’ndaki bir tapınaktı ve M.Ö. 5 bin yıllarına ait, yani 7 bin yıl öncesine. Mısır’daki tapınaklar ise 6 bin yıllıktır. Buradaki tapınaklar ise 11 bin 500 yıllık. Der Spiegel Dergisi’nde çıkan makalede Hz. Adem ve Havva’nın burada yaşadığı söyleniyor. Buradaki kazılardan elde edilen bilgiler, insanlık tarihine yeni açılımlar getirecektir, bunu iyi kullanmalıyız. Amacımız Avrupalı turistlerin buraya getirtilmesi ve Şanlıurfa ile Türkiye turizmine katkı sağlamasıdır.”

Bölgede her yıl eylül-ekim aylarında kazı çalışmasının yapıldığını bunun da uzun yıllar alabileceğini kaydeden Yavaşcan, “Burada kepçeyle hafriyat yapılamaz. Ancak ekip sayısı çoğaltılarak kurtarma çalışmaları yapılabilir” dedi.

Şanlıurfa’da bölgeyle çağdaş başka yerleşim yerlerinin de bulunduğunu ve bunların Hamzan Tepe, Sefer Tepe ile Balıklıgöl çevresinde olduğunu aktaran Yavaşcan, kazı işlemlerinin şimdilik sadece Göbeklitepe’de yapıldığını sözlerine ekledi.

‘YERLEŞİK BİLGİLERİ ALTÜST EDECEK BULUNTULAR’
Şanlıurfa Kültür ve Turizm Müdürü Selami Yıldız ise, Göbeklitepe’de sürdürülen arkeolojik kazılarda, “Tarih öncesi yaşam ve uygarlığa geçişle ilgili yerleşik bilgileri altüst edecek buluntulara” rastlanıldığını söyledi.

Yıldız, yaptığı açıklamada, bölgenin Milattan Önce 9 bin 500, yani günümüzden 11 bin 500 yıl öncesindeki Neolotik döneme ait bir yerleşim merkezi olduğunun tespit edildiğini belirtti.

Şanlıurfa il merkezinin 15 kilometre kuzeydoğusunda, Örencik köyünün yakınlarında bulunan Göbeklitepe’nin adını bölgede bulunan “taş yatır mezardan” aldığını anımsatan Yıldız, kazı alanının ilk kez 1963 yılında İstanbul ile Chicago üniversitelerinin karma projesinde gerçekleştirilen yüzey araştırmasında bulunduğunu, 1995 yılında Şanlıurfa Müze Müdürlüğü başkanlığında ve Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden Arkeolog Doç. Dr. Klaus Schmidt danışmanlığında kazı çalışmalarına başlanılmasının kararlaştırıldığını kaydetti.

‘KAZI BU HIZLA DEVAM EDERSE 1000 YIL SÜRER’
Kazı çalışmalarının finansmanının Alman Arkeoloji Enstitüsü’nce karşılandığını hatırlatan Yıldız, şöyle devam etti:
“Cilalı Taş dönemine yani çanak çömleksiz dönem diye tabir edilen Neolotik dönemli Göbeklitepe yerleşimi 80 bin metrekarelik alanı kapsamaktadır. 1996 yılından bu yana her yıl ancak 2 aylık süre zarfıyla sınırlı yapılan arkeolojik kazılarla, bu alanın ancak yüzde 1’inde arkeolojik kazı yapılmıştır. Bu hızla devam edecek kazı, basit hesaplamayla 1000 yıl gibi süreyi göstermektedir. Kazı çalışmalarının daha profesyonel şekilde ele alınıp, hızla yapılması gerekir.”

BÖLGENİN DİNSEL BİR MERKEZ OLDUĞU KANISI…
Bölgede bugüne kadar çapları 15 metreye varan 5 alanın ortaya çıkarıldığını bildiren Yıldız, şöyle devam etti: “Yapılan arkeolojik kazılar olağan dışı buluntularıyla, bölgenin dinsel bir merkez olduğu kanısını uyandırmaktadır. Kazılarda ele geçen alet ve artıkların iyi kalitede çakmaktaşından yapıldığı anlaşılmaktadır. Bazalttan satır, havan, öğütme taşı gibi yüzey buluntularının yanı sıra kazıda, kazı bezekli taş kap parçaları gibi bazalt ve kireç taşından çok zengin çeşitlenmesi olan buluntular elde edilmiştir. Ayrıca çıkarılan ilginç buluntular arasında timsahı temsil eden bir sürüngen kabartması, ağzı açık, dişleri korkutucu şekilde betimlenen bir canavar kafatası, erkeklik organı abartılı olarak tasvir edilmiş bir heykelcik gibi o dönem insanlarının inançlarını yansıtan buluntulardır. Göbeklitepe’de sürdürülen arkeolojik kazılarda, tarih öncesi yaşam ve uygarlığa geçişle ilgili yerleşik bilgileri altüst edecek buluntulara rastlanıldı.”

DÜNYANIN BİLİNEN EN BÜYÜK VE EN ESKİ TAPINAĞI
Yerleşkede yapılan her keşfin arkeoloji dünyasındaki mevcut bilgilerin yenilenmesine vesile olduğunu öne süren Yıldız, “İnsanoğlunun tek tanrılı dinlerden önceki çok tanrılı döneme ait ilk tapınağı, Milattan Önce 5 bin yıl tarihli Malta Adası’ndaki tapınak olarak biliniyordu. Göbeklitepe’de gerçekleştirilen kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan tapınağın, dünyanın bilinen en büyük ve en eski olma özelliğini taşıdığı bilimsel verilerle kanıtlandı” şeklinde konuştu.

GÖBEKLİTEPE
Şanlıurfa’nın 15 kilometre kuzeydoğusunda yer alan ve Neolitik döneme ait yerleşim birimi olduğu belirlenen Göbeklitepe, ilk kez 1963 yılında İstanbul Üniversitesi ve Chicago Üniversitesi’nden görevlilerin yüzey araştırmaları sırasında fark edilmişti.

Bölgede kazı çalışmaları, 1996 yılından itibaren Şanlıurfa Müzesi ve Berlin Alman Arkeoloji Enstitüsü’nce ortak olarak yürütülüyor.

Şimdiye kadar ki arkeolojik kazı çalışmalarında, çanak çömleksiz Neolitik döneme ait 11 bin 500 yıllık, yabani hayvan figürlü “T” biçimli, dikili taşların yanı sıra, çapları 15 metreye varan daire ve dikdörtgen biçimli 5 alan bulunuyor.

Yorum yazabilirsiniz

Translate »
%d bloggers like this: